Kart kullanımının yanı sıra, akıllı telefonlardaki mobil ödeme uygulamaları sayesinde nakit para hayatımızdan çıkacak gibi görünüyor. Devlet politikalarıyla da desteklenen nakitsiz hayat, artık uzak bir hayal değil.

Önce takas ekonomisi vardı, sonra madeni paralar, ardından kağıt para geldi. Sonrasında, hayatımıza plastik kartlar girdi. Şimdi ise nakit para yerine akıllı telefonlarımızı kullanıyoruz. Dün birbirimizle mal değiş tokuş ederken bugün veri transfer ediyoruz. Cebimizde nakit taşımak yerine akıllı telefonlarımızı cüzdan olarak kullanıyoruz.

Bütün bunlar NFC yani “Near Field Communication” protokolü sayesinde gerçekleşiyor. Türkçe’ye “Yakın Alan İletişimi” olarak çevrilen NFC, elektronik cihazların kısa dalga radyo frekansları kullanarak birbirleriyle kablosuz iletişim kurmasını sağlayan bir standart. NFC sayesinde, cihazlar birbirlerine dokundurularak veya yakın mesafeye getirilerek iki taraflı olarak veri transferi gerçekleşebiliyor.

İşte, NFC’nin mobil cihazlardaki ödeme uygulamalarına uyarlanması akıllı telefonların birer para transferi aracına dönüşmesini sağladı. Bu da artık hayatımızdaki nakit para ihtiyacını yavaş yavaş ortadan kaldırmaya başladı gibi görünüyor.

Mobil ödemelerle işlem hacminin 2020’de 500 milyar dolara ulaşacağı öngörülüyor

Halihazırda kredi ve banka kartları başlıca ödeme yöntemi olsa da mobil ödeme uygulamaları, özellikle teknolojiyle doğup büyüyen yeni nesil sayesinde artan bir ivmeyle günlük hayatımıza giriyor. Mobil ödemelerle işlem hacminin 2020 yılında 503 milyar dolara ulaşması beklenirken, dünyada 150 milyon kişinin bu uygulamaları kullanacağı tahmin ediliyor. 2025 yılına gelindiğinde para transferlerinin yüzde 75’inin mobil olarak gerçekleşeceği öngörülüyor.

Rakamlara bakıldığında, bilimkurgu filmleri ya da romanlarında bahsedilen nakitsiz hayatın artık bir hayal olmadığı görülüyor. Çünkü nakitsiz hayatı devletler ve büyük finans kuruluşları da destekliyor.

Devletlerin ve finans kuruluşlarının desteğinin sebebi önemli ölçüdesuçla mücadele. Bir kere hırsızlık derdi ortadan kalkıyor. Ayrıca yasa dışı para transferlerinin ve para aklamanın (AML – Anti Money Laundry) da önüne geçiliyor. Kayıt altına alınabildığı için gelir saklamak, vergi kaçırmak da nakitsiz hayatta zor. Diğer taraftan para basmak için yapılan harcamaların azalacak olması da bir avantaj.

Nakitsiz hayat, tüketici için kolaylık ve zamandan tasarruf demek

Tüketicilerin nakitsiz hayatı seçme nedeni ise tabii ki mobil ödemelerin kolaylığı, hızı ve ayrıca güvenli olmaları. Tüketiciler cüzdanlarında nakit taşıyarak hırsızların hedefi haline gelmek istemiyorlar ya da ATM kuyruklarında vakit kaybetmek veya yurtdışı seyahatlerinde yerel para birimine mahkum olmak. Örnekleri çoğaltmak mümkün. Öte yandan mobil ödeme sistemlerinin kayıt özellikleri sayesinde harcamalarını da kontrol altında tutabiliyorlar. Nereye ne kadar harcama yaptıklarını kontrol etme şansı, bütçe disiplinini de beraberinde getiriyor.

Satıcılar açısından da mobil ödeme uygulamalarına kayıtsız kalmak mümkün değil. Çünkü müşteri talebi her geçen gün artıyor. Bu nedenle satıcılar ödeme seçeneklerini çeşitlendirerek müşteri yelpazelerini genişletmeyi hedefliyor. Ayrıca mobil uygulamalar, müşteri kayıtlarını sağlıklı tutmalarına imkan veriyor. Böylece müşteri kulüpleri, özel kampanyalar gibi sadakat programlarını geliştirerek tüketicileri kendilerine bağlama şansları artırıyor.

Sonuçta, nakitsiz hayata doğru hızlı bir evrilme olduğu muhakkak. Bugün İsveç’te bir mağazanın kapısında, “Burada nakit geçmemektedir” uyarısının olmasını kimse yadırgamıyor. Zaten perakende alışverişlerinde nakit ödeme oranı yüzde 15’lere kadar düşen İsveç, nakitsiz hayat açısından model bir ülke konumuna şimdiden gelmiş durumda. Önümüzdeki yıllarda birçok ülkenin bu düzeye ulaşması hiç de şaşırtıcı olmayacak.

Moka e-bülten üyeliği ile yeniliklerimizden haberdar olun.

Email adresinizi girerek e-bülten aboneliğinizi başlatabilirsiniz.