Bir nesnenin, internet üzerinden, diğer nesneyle iletişime geçerek aksiyon alması, ‘nesnelerin interneti’ olarak adlandırılıyor. Bu şekilde birbirine bağlı nesnelerin sayısının, 2020’de 20.4 milyar olacağı öngörülüyor.

İngiliz ‘Radyo Frekanslı Tanıma’ uzmanı Kevin Ashton, kariyerine bu unvanla devam etmeden önce, kimyevi tüketici ürünler devi Procte and Gamble’da çalışıyordu. Ashton, çalıştığı birimin sorumluluğunda olan bir ruj çeşidinin, ziyaret ettiği mağazaların raflarında görünmediğini fark edince, durumu tedarikten sorumlu müdüre aktardı. Müdür, Ashton’a rujun stoklarda bulunduğunu, ürüne rast gelmemesinin sadece bir tesadüf olduğunu söyledi. Bu cevaptan tatmin olmayan Ashton, bir ürünün mağazada nasıl takip edileceği üzerine kafa yormaya başladı. Bunun için, barcode sistemi üzerinden gidilebileceğini düşündü. Ancak, 1990’larda barcode sistemi, mağaza yönetiminin sadece ürünün sayısı konusunda bilgi sahibi olmasına yardımcı oluyordu, hangi yerde olduğuna dair kullanışlı bir araç değildi. Ashton, kredi kartlarında bulunan radyo dalgası esaslı mikro çiplerin sorunu çözeceğini öngördü. Düşüncesine göre, eğer bu çipler, kablosuz bir ağ üzerindeki veriyi yakalayabiliyorsa, ruj paketine yerleştirilmesi halinde oradan gelecek olan veriyi de görmesi gerekiyordu. Çip kullanımı, mağaza yönetimlerini raflarda hangi ürünlerin olup olamadığı konusunda uyarabilirdi. Asthon, 1999 yılında konuyla ilgilil, Procter and Gamble’ın üst düzeyine yaptığı sunumda, gelecekte hayatımızı değiştireceği iddia edilen, ‘nesnelerin interneti’ kavramını ilk kez kullandı.

Bilgisayarlar için ‘göz ve kulak’ yaratmak

‘Nesnelerin interneti’, İngilizcesi ile ‘Internet of Things’, (IoT) günlük hayatta kullanılan nesnelerin internete bağlanabilmesi esasına dayanıyor. Yani bir nesnenin, mobil ya da mevcut internet altyapısını kullanarak, diğer bir nesneye veri transferi yapabilmesi, gelen veriyi analiz ederek aksiyon alması, ‘nesnelerin interneti’nin çalışma prensibi. Basit bir örnekle, ‘nesnelerin interneti’ sayesinde, sizi uyandıran alarm, internet üzerinden kahve makinesine gönderdiği veri sayesinde, siz elinizi yüzünüzü yıkarken, kahvenizin hazır olmasını sağlayabiliyor. Ya da ofisten çıkarken çalıştırdığınız otomobiliniz, evdeki klimaların çalıştırılması için komut verebiliyor.

Kevin Ashton, ‘nesnelerin interneti’ni, bilgisayarlar için ‘kulak ve göz’ yaratmak olarak açıklıyor. Ashton, 20. yüzyılda duyuları olmayan beyinler olarak adlandırdığı bilgisayarların, ‘nesnelerin interneti’ sayesinde, 21. yüzyılda kendilerine özgü bir ‘hisleri’ olacağını iddia ediyor.

Nitekim, daha 21. yüzyılın başlarında olmamıza rağmen, ‘nesnelerin interneti’ artan bir ivmeyle günlük hayata giriyor. Hem var olan nesnelerin adaptasyonu, hem de doğrudan doğruya bu alan için üretilen özel ürünler sayesinde ciddi bir büyüme yaşanıyor. 2017 yılı için, 8.4 milyar ‘nesne’nin birbiriyle bağlantılı olduğu hesap ediliyordu. Bu rakamın, 2020 yılında 20.4 milyara ulaşması öngörülüyor. Pazar büyüklüğünün ise, yıllık 1 milyar dolardan daha fazla olması bekleniyor.

Ödeme sistemlerinde ‘nesnelerin internet’i

‘Nesnelerin interneti’, finansal teknoloji (fintek) şirketlerine de, vakit kaybına tahammülü olmayan çağımız insanını memnun edecek çözümler bulma konusunda yeni ufuklar açıyor. Bu anlamda, zamandan tasarruf için, herhangi bir vakit ve yerde, herhangi bir cihazla ödeme yapmayı talep eden tüketicilere yönelik, ‘nesnelerin interneti’ esasına göre işleyen ödeme sistemleri, şimdiden tüketicilerin kullanımında girdi bile.

Örneğin lüks kalemler, saat, mücevher ve deri ürünler üreten dünyaca ünlü Alman markası Montblanc, saat kayışları üzerinde geliştirdiği mobil cüzdanlarla ‘nesnelerin interneti’ni ödeme sistemlerine soktu. Çin’in en çok kullanılan mesajlaşma uygulaması Wechat’ın sahibi olan Tencent ise, akıllı televizyonların ödeme aracı olarak kullanılmasını sağladı. Sistemin yeni versiyonu, ses tanıma özelliği de taşıyor. Samsung’un ürettiği, Family Hub olarak bilinen akıllı buzdolapları ise, üzerindeki ekrandan, yemek kitabından tarifler indirmenin yanında, marketten yapılan alışverişin ödemesini sağlayan sistemi, ‘nesnelerin interneti’ sayesinde gerçekleştiriyor. Bu birkaç örnek bile, akıllı saatlerden, akıllı gözlüklere ya da aklınıza gelmeyen birçok nesne ile ödeme yapabilme imkanının çok da uzak olmadığını gösteriyor.

Moka e-bülten üyeliği ile yeniliklerimizden haberdar olun.

Email adresinizi girerek e-bülten aboneliğinizi başlatabilirsiniz.